Çocukların Bedensel Söz Hakkı -1
Bir yetişkin olarak çocuklarla ilişkilerimizde farklı farklı konumlarda bulunuyor olabiliriz: ebeveyn, bakım veren, öğretmen, psikolojik danışman, akraba, aile dostu, restoranda servis yapan garson, oyun parkındaki görevli, toplum merkezindeki gönüllü… Konumumuz her ne olursa olsun, doğdukları andan itibaren çocukların da tıpkı yetişkinler gibi saygı görmeyi hak ettiklerini bilmemiz önemlidir.

Bu yazı; çocukların haklarını koruma sorumluluğuna sahip yetişkinler olarak, çocuk algımızı ve çocuklarla kurduğumuz ilişkileri sorgulayabilmemiz, yanlış davranışlarımızı değiştirmek üzere adımlar atabilmemiz için somut örnekleri ve önerileri içeriyor. Yazı boyunca; çocuklarla, ergenlerle, gençlerle, ebeveynlerle, eğitimcilerle ve psikolojik danışmanlarla yaptığım cinsel eğitim çalışmalarından gözlem ve deneyimlerimi de paylaşmaya çalıştım. Haydi başlayalım!

Çocukların bedenlerinin kendilerine ait, özel ve değerli olduğunu kabul edin.

Çocukların bedenleri, dünyaya geldikleri ilk günden itibaren kendilerine ait, özel ve değerlidir. Belli bir yaşa gelene kadar bakımlarının ve ihtiyaçlarının yetişkinler tarafından karşılanması bu gerçeği değiştirmez. Yetişkinlerin sorumluluğu; (yaş dönemi ne olursa olsun) çocukların bedenlerine ve bedensel sınırlarına saygı göstermek, bedensel söz haklarını yok sayan davranışları durdurmaktır. İşte bu davranışlara birkaç örnek;

- Onay almadan öpmek/sevmek,
- Size ya da bir başkasına sarılması için ısrarcı olmak,
- Öpmesi ya da sarılması karşılığında vaatlerde bulunmak, (“öpersen sana … alırım”)
- Öpmediğinde ya da sarılmadığında araya mesafe koymak/küsmek,
- Hoşlanmadıkları davranışları (lakap takma, gıdıklama, sıkıştırma, mıncıklama, el şakası…) devam ettirmek,
- Giysilerini, iç çamaşırlarını ya da bezini kamusal alanlarda değiştirmek,
- Özbakım sorumluluğunu üstlenebilecek yaşa geldiği halde tuvalet sonrası temizliğini yapmak, banyo yaptırmak gibi konularda ısrarcı olmak.

Tüm bu davranışlar çocuklara;

- Kendi bedenleri üzerinde kontrol sahibi olmadıklarını; sizin ve başka yetişkinlerin, bedenlerine istedikleri zaman ve istedikleri şekilde dokunmaya hakları olduğunu düşündürür.
- Kendilerini güvende ve rahat hissettikleri alanı yok saymak anlamına gelir; bu da kişisel sınırlarını oluşturmalarını zorlaştırır.
- Akrabaların ya da yakınların davranışlarının sınır ihlali, şiddet ya da istismar olamayacağını düşünmelerine neden olur; bu kişilerden gelen ihlallere karşı savunmasız kalmalarına yol açar.
- Fiziksel temas kurmanın, bir başkasına sevgi ve değer göstermenin tek yolu olduğu mesajını verir.

Çocukların sınırlarını ihlal etmeyin.

Çocukları kendi sınırlarını tanımlayıp ifade edebilmeleri ve başkalarının sınırlarını ihlal etmemeleri için desteklemenin yolu, doğdukları günden itibaren sınırlarına saygı göstermek ve kişisel alanlarını ihlal etmemekten geçer. Başkalarının sınırlarını ihlal eden çocukların çoğunun sınırları sıklıkla ihlal edilen çocuklar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Sınır eğitimi çocuğa ‘doğru davranış listesi’ verip bunlara uygun davranmasını bekleyerek yapılamaz. Etkili ve doğru olan yöntem; başkasının eşyalarını karıştırmama ya da izinsiz almama; tuvalet, banyo, soyunma odası, yatak odası gibi alanlara kapıya vurmadan girmeme; kendi yatağında uyuma; başkalarının yalnız kalma ihtiyacına saygı duyma; onay almak için ısrarcı olmama; başkalarının ‘hayır’larını duyma ve dikkate alma gibi konular üzerine çocukla konuşmalar yapmak, sınırlara birlikte karar vermek ve bu sınırlara uyarak örnek olmaktır.

Sadece yetişkinlerin değil, çocukların kişisel alan ve sınırları da saygıyı hak eder. Karşımızdakinin henüz kendini sözle ifade edemeyen bir bebek olması onu istediğimiz şekilde mıncıklayabileceğimiz anlamına gelmez. Bir yetişkine yapmadığımız şekilde; çocuğun yanında, o yokmuşçasına, onunla ilgili konuşma hakkımız yoktur. Sırlarını tutmamız gereken grup sadece yetişkinler değildir; çocukların, ergenlerin ve gençlerin sırları da özenle ve saygıyla tutulmayı hak eder. Tüm yetişkinlerin; çevrelerindeki çocukların kişisel alan ve sınırlarına saygı gösterip göstermediklerini sorgulamaları ve varsa sınır ihlal eden davranışlarını düzeltmeye çalışmaları gerekir.

Devamı bir sonraki yazımızda, sizlerle olacak.

Efsun Sertoğlu Kimdir?
Efsun Sertoğlu Cinsel Sağlık Eğitmeni/Danışmanı
Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Sağlık Eğitimi Bölümü mezunu olan Efsun Sertoğlu, mezuniyetinden bu yana, sivil toplum alanında çocuk hakları, çocuk ve ergen sağlığı, cinsel sağlık, cinsel eğitim, toplumsal cinsiyet odağında çalışmıştır. 2009-2016 yılları arasında Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı’nda “Okul Temelli Cinsel Sağlık Eğitim Programı”nın koordinatörlüğünü ve eğitimciliğini yürütmüştür. Self Psikoloji Akademi ekibi içinde yer almaktadır. 2015 yılından bu yana Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği üyesidir. Dernek bünyesinde; özellikle çocukların bedensel söz hakkı, çocuklar için onay kavramı, akranlar arası şiddet, cinsel istismar konularında koruyucu-önleyici içerikler geliştirme, materyaller üretme ve uygulama alanlarında çalışmaktadır.

Paylaşmak ister misin?