Çocuklarda Sahiplenme Duygusu

Çocuklar üç yaşlarına geldiklerinde bireyselleşme ve sosyal gelişim alanlarında hızlı bir ilerleme kaydederler. Özellikle 2 yaş döneminde “ben ve benim” ile başlayan cümleleri çok sık kullanırken, 3 yaş itibariyle “o ve onun” ile başlayan cümleleri de duymaya başlarız. Ben merkezci olan çocuk, üç yaş öncesi dönemde her şeye sahip olmak ister, kendi sahip olduklarını paylaşmak istemez. Aslında çocuk burada bir birey olduğunu kanıtlama çabasındadır. Ama bazen öyle bir boyuta taşınır ki bu durum, yemek yediğiniz bir restoranda, bu benim diyerek tabağını garsona vermeme boyutuna kadar gelebilir :) Üç yaş itibariyle bu durum biraz daha azalmaya başlar. Bu yaştan itibaren çocukların her şeye sahip olma istekleri devam etse de yavaş yavaş kendilerine ait olan ile olmayanı ayırt etmeye başlarlar. 3-4 yaş dönemi çocukların paylaşmayı yeni yeni öğrenmeye başladıkları bir dönemdir. Bu yaş döneminde çocuklar bir arada ama farklı oyuncakla oynamayı tercih edebilirler. Anaokulu deneyimi ile birlikte çocuklar için kendisine ait olan eşyalar önem kazanmaya başlamıştır. Ve bu dönemde çocuklar kendi eşyalarının sorumluğunu almayı öğrenmeye başlarlar. 3-4 yaş döneminde kendi ihtiyaçları kadar karşı tarafın da ihtiyaçları olduğunu anlamakta zorlanan çocuklar sosyal ilişkilerde sorun yaşayabilirler. Çünkü gelişimsel olarak henüz empati yapabilme yetenekleri tam gelişmemiştir. Israrcı ve aşırı sahiplenici özelliği olan çocuklar diğer çocuklar tarafından kabul görmeyebilirler. Oyuncaklarını paylaşmak istemeyen bir çocuğun oyun arkadaşı olarak seçilmesi daha zordur.

5-7 yaş döneminde hala eşyaları, oyuncakları çok kıymetlidir fakat artık çok daha rahat paylaşabilirler. Birlikte oyun kurma becerileri geliştiğinde aynı oyuncakla eş zamanlı oynama becerisini de geliştirirler. Bu dönem, eşyaları ya da oyuncakları sırayla kullanmayı, arkadaşıyla oyuncaklarını değiştirerek oynamayı, kendi eşyalarına sahip çıkmayı, gerektiğinde isteklerini ertelemeyi öğrenmeleri gereken bir dönemdir. Bu becerileri çocuklar 5-7 yaş dönemi arasında giderek daha çok geliştirirler. 7 yaşına gelmiş bir çocuğun tüm bunları zorlanmadan yapması beklenir. 3-4 yaş döneminde ise, özellikle anaokuluna giden çocuklar gene bu becerilerini yavaş yavaş geliştirmeye başlarlar. 


Peki tüm bu konularla ilgili siz ebeveynler olarak, çocuklarınıza nasıl destek olabilirsiniz?


Aşırı sahiplenme olayı evin içinde çok fazla sorun yaratmayabilir elbette fakat çocuğun sosyal bir birey olması için öğrenmesi gereken en önemli değerlerden biri, başkalarının haklarına saygılı olmaktır. Gerektiğinde paylaşmayı bilmesidir. Bunun içinde, başkalarının eşyalarına, fikirlerine ve duygularına saygılı olmak vardır. Bunun için de başkalarının da istek ve ihtiyaçlarının olduğunu anlaması gerekir. Öncelikle çocuklarınızın 3 yaş itibariyle bazı durumlarda isteklerini ertelemeyi öğrenebilmeleri gerekir. Bunun için de anne babalar çocuklarına 3 yaşından itibaren isteklerini geciktirmeyi, çocuğun isteklerinin yanı sıra kendi istek ve ihtiyaçlarının da olduğunu gösterebilmelidirler. Bunun yolu çocuk her istediğinde, isteğinin anında yerine getirilemeyeceğini göstermekle başlamaktır. Sizden su istediğinde birkaç dakika beklemesini çünkü önce bitirmeniz gereken bir işiniz olduğunu söyleyebilirsiniz. Ya da parka gitmek isteyen çocuğunuza, o an sizin de kendi işinizin olduğunu ya da biraz dinlenmek istediğinizi ama sonrasında gidebileceğinizi söyleyebilirsiniz. Bu becerinin gelişmesiyle birlikte elbette çocuğunuz gerektiğinde sırasını beklemeyi de öğrenebilir. Örneğin parka gittiğinizde salıncak sırasının ondan önce gelen çocukta olduğunu ve beklemesi gerektiğini anlatabilirsiniz. İlk etapta sizi dinlemek ve anlamak istemese de sizin model olmanız bu becerinin gelişmesini destekleyecektir. Ya da eşinizle konuşurken size bir şey anlatmak isteyen çocuğunuza, o sırada eşinizle konuştuğunuzu, konuşmasınız biter bitmez kendisini dinleyeceğinizi söyleyebilirsiniz. Ve bunu yaptıktan sonra mutlaka çocuğunuza dönüp, şimdi seni dinleyebilirim diyerek, gerekiyorsa alçalıp onun seviyesine gelerek göz teması kurmanız ve tüm dikkatinizi ona vererek dinlemeniz önemli. Böylece bir sonraki seferde çocuğunuz için sırayla konuşmak, eskisi kadar zorlayıcı bir deneyim olmayacaktır. Böyle bir deneyim sayesinde aslında çocuğunuza aynı anda hem sırasını bekleyebilmeyi, hem isteklerini erteleyebilmeyi, hem de başka insanlara saygılı davranmayı, kibarlığı da öğretmiş oluyorsunuz. Bunun yanı sıra çocuğunuzun eşyalarını alırken, izin alıp ona örnek olabilirsiniz. Çocuğunuz bu şekilde hayır deme hakkının olduğunu, kendi eşyaları üzerinde kontrol sahibi olduğunu ama evet derse de sonrasında eşyasını ya da oyuncağını tekrar alabileceğini sizinle birlikte deneyimlemiş olacaktır. Gördüğünüz gibi tüm gelişim alanları birbiriyle çok bağlantılı ilerlemektedir.


Peki aşırı sahiplenmek ne zaman sorun olur?

Aşırı sahiplenme sosyal ilişkileri doğrudan etkileyecek bir özelliktir. Eğer çocuk etrafındaki her şeyi oyuncaklarını, eşyalarını hatta arkadaşını dahi aşırı sahipleniyorsa bu kişiler-arası ilişkilere zarar verebilir. Özellikle bu çocuklar paylaşmaktan hoşlanmadıkları için sosyal ortamlarda tercih edilen arkadaş olmakta zorlanırlar. Aynı zamanda arkadaş edinseler dahi, paylaşmakta zorlandıkları için ancak ikili ilişkiler kurabilirler. Oyuncaklarını, eşyalarını, arkadaşlarını, diğerleriyle paylaşmaması bir süre sonra grubun dışında kalmalarına neden olabilir. Bu durum ellerinde olana daha da sıkı arılmalarına ve aşırı sahiplenme davranışının pekişmesine neden olabilir. Eğer sahiplenme davranışı çocuğun yaşıtlarıyla kurduğu ilişkiyi bu şekilde olumsuz etkiliyorsa, bu konuda çocuğunuzun sizin desteğinize ihtiyacı var demektir. Eğer anne baba yaptıkları düzenlemelerle bu durumu değiştiremiyorlarsa o zaman da bir uzmanın yardımına başvurabilirler.

Uzm. Psk. Melis Özmen

Paylaşmak ister misin?