Uzman Görüşü: Ebeveyn Tutumlarına Dair Bir Psikolog Gözlemi
Geçtiğimiz hafta sizlere en temel 6 ebeveyn tutumundan bahsetmiştim. Bunlar aşırı koruyucu ve kaygılı, aşırı baskıcı ve otoriter, sınırsız özgürlükçü, mükemmeliyetçi, tutarsız, demokratik aile tutumlarıydı. Bu hafta da sizlerle bu tutumlarla ilgili gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. Son dönemlerde en çok gözlemlediğim şey, bir çok anne baba aslında demokratik aile tutumuna yakın bireyler olmalarına rağmen çocuklarını otoriter yapıdan uzak tutup, özgür bir modelde yetiştirmek istiyorlar. Ama bu sırada farkında olmadan, sınırsız özgürlükçü anne baba tutumuna kayıyorlar. Otorite ve bununla birlikte kurallar olmayan bir evde, çocuk kendisine sınır konmaya çalışsa da, bu sınırı kabul etmiyor. Hatta bazen kendisine sınır konmaya çalıştığında, ağlama, çığlık atma, kendini yere atma gibi çok ciddi tepkiler gösterebiliyor. Hayır kelimesine tahamülü olmuyor. Çocuk her istediğinin, istediği anda yapılmasını bekliyor çünkü alışık olduğu şey bu oluyor. İsteklerini gerektiğinde ertelemeyi, sırasını beklemeyi, dürtülerini kontrol edebilmeyi öğrenemiyor ya da bunları öğrenirken çok zorlanıyor. Çocuk yavaş yavaş ailenin patronu haline geliyor. Sanki kendisine otorite konmadığı takdirde, çocuk otoriteyi eline alıyor. Tabii küçük bir çocuğu otorite yapmak pek iyi sonuçlar doğurmuyor. Aile içindeki roller karışabiliyor. Genelde son söz çocukta oluyor. Aile bir süre sonra hayatını tamamen çocuğun isteklerine göre yaşıyor. Böyle bir ailede yetişen çocuk ise, ileride doyumsuz, kırılgan, her dediğinin anında olmasını isteyen, sabırsız bireyler olabiliyor. Kuralsızlığa alışan çocuk, sosyal ortamlarda (okul gibi) kurallarla karşılaştığında uyum sağlamakta çok zorlanıyor.

Sınırsız özgürlükçü anne baba tutumu sergileyen aileler, genelde otoriteyi kötü bir şey olarak gördüğünden, çocuğuna uygulamak istemiyor ya da uygularken zorlanıyorlar. Burada bahsettiğim otorite, asla fiziksel ya da duygusal şiddeti, çeşitli ceza yöntemlerini, bağırarak ya da çocuğu korkutarak sınır koymayı içermiyor. Maalesef otoritenin kişilerin akıllarında bu ve bunlara benzer yanlış tanımları olabiliyor. Ve bu tarz aileler aslında bu sebeple çocuğuna sınır koymakta zorlanıyorlar. Halbuki, otorite gerçekte içinde korkuyu değil, sevgiyi barındırır. Ve doğru bir şekilde yapıldığında çocuğa kattığı şeyler çok fazladır. Çocuk otorite sayesinde, anne babayı akranı gibi değil, bir yetişkin olarak görür ve o zaman kendini yanında gerçekten güvende hisseder. Gerektiğinde isteklerini erteleyebilmeyi, sırasını bekleyebilmeyi, empati yapabilmeyi daha rahat öğrenir. Çocuklar doğaları gereği yetişkinlere göre çok daha dürtüseldir. Fakat büyüdükçe, dürtülerini kontrol edebilmeyi öğrenmelidirler. Bunu da ancak sınırlarla yapabilirler. Önce bir yetişkin çocuğa gerektiğinde o sınırı koyacak ki, daha sonra çocuk bunu öğrenip gerektiğinde kendini durdurabilsin, dürtülerini kontrol edebilsin. Otoriteyi, çocuğa gerektiğinde sınır koymayı şöyle de düşünebilirsiniz; nasıl ki, bir evin içinde duvarlar olmasa, kendimizi yeterince güvende hissedemeyiz, her an düşebilirmişiz gibi gelir. Çocuklara konulan sınırlar da aslında toplumdaki bir takım kurallar da, aynı bu duvarlar gibi. Kendimizi güvende hissetmemizi sağlar. Ama biz gene o evin içinde aslında özgürüzdür. O duvarlar sadece bizi korumak için vardır. İşte otoriteyi de, bu şekilde düşünebilirsiniz. Çocuğunuzun özgür bir birey olarak yetişmesini istemek harika bir şey. Ama o özgürlüğü gerektiğinde sizin koyacağınız sınırlar içinde yaşamalı. Böylece ileride kendi evinin duvarlarını, kendi sınırlarını da çizebilsin. Bir yetişkin olarak bunu gerektiğinde siz yapmazsanız, çocuğunuzun yapmasını beklemek de çok gerçekçi olmuyor.

Tüm bunları yaparken çocuğunuza yaşına uygun çözüm önerileri sunabilirsiniz. Ona bir şeyi yapmaması gerektiğinde alternatif olarak yapabileceği bir şeyi sunabilirsiniz. Yapmaması gereken bir şey yaptığında ya da tam tersi bir durumda, bedelinin ne olacağını anlatabilir ve ondan seçim yapmasını isteyebilirsiniz. Çocuğunuza gerektiğinde hayır diyebilmelisiniz. Böylece çocuğunuz ilerisi için sizden şu mesajları da almış olacak; her zaman bir çözüm bulabilirim, istediğim bir şey olmuyorsa mutlaka bir alternatifi vardır, hayır demek kötü bir şey değildir, istemediğim bir şey olduğunda sınırlarımı koyabilirim, hayatımı nasıl yaşayacağıma dair seçme özgürlüğüm var. Aynı zamanda çocuğunuz, koyduğunuz sınırları onun kişiliğine ya da duygularına karşı olmadığını yalnızca davranışına konulan bir sınır olduğunu anlayacak ve böylece kendi olma özgürlüğünü rahatça yaşayabilecektir. Bu da ona gerçek bir özgüven kazandıracaktır.

Uzm. Psk. Melis Özmen