STEAM Modeli Artık Türkiye de!
İngiltere, Almanya, İsrail, Belçika, Hollanda ve Amerika gibi birçok ülkede bu model kullanılmakta. Amerika’da üç yaştan itibaren yuvalarda uygulanmaya başlanıyor. Bu kadar erken yaşta başlanması elbette tüm eğitim hayatını olumlu yönde etkileyecek bir şey. Türkiye’de ise henüz tam olarak eğitim programına entegre edilmese de, bu konuyla ilgili çalışmalar sürüyor, eğitimler veriliyor fakat daha çok yeni. Milli Eğitim bakanlığı tarafından Tüsiad'la projelendirilen STEM modeli hayatımıza girmeye başladı.

STEM disiplinler arası bir öğrenim yaklaşımıdır. Science (Fen), Technology (Teknoloji), Engineering (Mühendislik) ve Mathematics (Matematik) alanlarının baş harflerinden oluşmaktadır. Bu alanların birbirine entegre edilmesinde ortaya çıkan bir kavramdır ve teorik bilgilerin pratiğe dönüştürülmesi yani yeni bir ürün ortaya koyulmasına STEM denir. Zaman içerisinde bu modelin daha da gelişebilmesi adına sanat dalı da eklenmiş ve STEAM modeli olarak geliştirilmiştir. STEAM 4C modeli üzerine kurulmuştur.

1-Communication-İletişim: Çocuklar dersi yaparken birbirileriyle iletişim içinde olmalıdır.
2-Collaboration-İşbirliği: Takım çalışması ve grup işbirliği yapılmalıdır. Bu sayede çocuklar hem birbirleriyle yardımlaşmayı öğrenir hem de takım halinde üretmeyi öğrenir.
3-Creativity-Yaratıcılık: Hayal edebilmeli ve yaratıcılıklarını kullanmalılar.
4-Critical Thinking-Eleştirel Düşünme: Problemler karşısında farklı çözümler üretibiliyor olmalılar.

Bu modeli uygulayan çocuklar ellerinde gerekli malzeme olmasa bile var olanları kullanarak farklı çözümler üretip çalışmayı tamamlayabiliyorlar. STEAM sonunda teknolojik bir ürün ortaya çıkabiliyor. Anaokulu çağında yapılan aktivitelerde çocuklar bunu oyun hamurları, kil, yırtma, yapıştırma, boyama gibi etkinliklerle yapabiliyorlar. Örneğin kilden bir kelebek yapıp sonra bunu yelpazeye çeviriyorsa, bu bir teknoloji ürünü oluyor. Amaç çocukların hem yaratıcılıklarını geliştirmelerine destek olmak hem de öğrendikleri konularla ilgili bir şeyler üretebilmelerini sağlamak. Bunu yaparken aynı zamanda çocuklar hem sağ hem sol beyinlerini çalıştırmış oluyor. Zaten bana sorarsanız STEAM ‘in en iyi yanlarından biri de bu. Özellikle STEM modeline sanatın da eklenmesiyle birlikte eğitim sistemimizdeki en büyük eksikliklerden biri tamamlanmış oluyor. Ayrıca modelin temeli çocuğun bir şeyleri kendi keşfedebilmesi ve yeni şeyler üretebilmesi üzerine kurulu olduğundan, özellikle anaokulu döneminden sonra eğitimde giderek azalan sağ beynin de yoğun bir şekilde kullanılması hedefleniyor. Bu da demek oluyor ki, çocukların duygusal zekalarının gelişimine büyük katkı sağlıyor.

Uzm. Psk. Melis Özmen