Çocuklara Yabancı Dili Oyunla Öğretin!
23Ocak
Geçtiğimiz hafta sizlerle erken yaşta yabancı dil öğrenimiyle ilgili bazı görüşleri paylaşmıştım. Bu hafta da bir çocuk psikoloğu olarak ve anaokullarında çalışan bir uzman olarak hem gözlemlerimi hem de bu konudaki görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Okul öncesi dönemde yabancı dil eğitiminin asıl amaçlarından bir tanesi çocuklara farklı dillerin, kültürlerin olduğunu göstermektir. Bunun yanında yabancı dili öğrenmesinden çok amaç kulak dolgunluğunun olmasıdır. Merak duygusunun en yoğun olduğu erken çocukluk dönemlerinde, çocuğun bu merakını ve ilgisini yabancı bir dile çekebilmek ileride bu dili daha rahat öğrenebilmesi için bir fırsat yaratabilir. Çocuk bu konuda zorlanırsa, ilerisi için fırsat olabilecek bu durum tam tersi dezavantaj haline gelebilir. Bu nedenle yabancı dil eğitimi verilirken asla çocuğun zorlanmaması gerekir. Bunu çocuğa ders gibi sunmak yerine oyun yoluyla öğretilmelidir. Aslında çocuğa herhangi bir şey öğretirken tüm bu kurallar her zaman için geçerlidir. Çocuğu zorlamadan, duygusal olarak onu incitmeden, özgüven gelişiminin temelinin atıldığı bu dönemde çocuğun kendine olan güvenini zedelemeden yapılmalıdır. Her konuda olduğu gibi söz konusu çocuklar oldu mu özellikle bu yaş grubunda, yabancı dil eğitiminin de temeli oyundan geçmektedir. Çocuklar için en iyi öğrenme yollarından bir tanesi oyun diğeri ise tekrar etmektir.
 
Dolayısıyla bu dönemde yabancı dil çocuklara doğrudan değil, oyun, şarkı, tekerleme gibi dolaylı yollardan öğretilebilir. Böylece çocuk duyarak, görerek ve bizzat yaşayarak öğrenir ve en önemlisi bundan keyif alır. Çocuk, şarkıları önce anlamını bilmeden ezberler, kelimeleri öğrendikçe anlamı da çözer. Öğretmen, hareket, jest, mimik, resim ve şekillerle gösterme, şarkı söyleme, karşılıklı konuşma gibi yolları kullanabilir. Gene tüm bunlar çocuğa bir oyun gibi sunulmalıdır. Zaten çocuğun dünyasına girdiğinizde tıpkı onların yaptığı gibi her şeyi bir oyuna çevirmeniz mümkündür. Bu konuda elbette yaratıcılığın kullanılması önemlidir. Yabancı dildeki sesleri duymaya alışan çocuklar bunları zamanla benimseyecektir. Öğretilen kelime ve cümlelerin çocukların günlük hayatından seçilmesi ilgiyi artırır. Çocuk hangi oyuncak ve nesneyle oynuyorsa, onların yabancı dildeki isimlerini de daha kolay öğrenebilir. Aslında burada amaç çocuğa illa bir şey öğretmek olmamalıdır. Daha çok çocuğu farklı bir dille tanıştırmak gibi düşünülmelidir. O sırada çocuk kendini açıyorsa zaten öğrenecektir. Bazı çocuklar bunu büyük bir keyifle yapar. Bazı çocuklar ise, bu konuda kendini kapatabilir ve daha çok dinleyip,  gözlemlemeyi seçebilir. Bunda hiçbir problem yoktur. Genelde gözlemleyen çocuklar da öğrendiklerini sonradan çıkartabilirler. Başlangıçta da dediğim gibi çocuk hiçbir şey öğrenmese de, yabancı bir dilin varlığını bilmesi, az ya da çok o dile karşı bir aşinalığının olması da aslında yeterlidir. Çocuğun henüz bu konuda ilgisi ve merakı yoksa zorlamak hiçbir işe yaramayacağı gibi durumu daha kötü hale sokacaktır. Bu dönemde çocuğun yabancı dil eğitimi alıp almaması elbette ailelerin verebileceği bir karardır. Ama günümüz şartlarında çoğu anaokulunda İngilizce hatta bazılarında üçüncü bir yabancı dil bile öğretilmektedir. Bazı okullar bunu çok daha katı ve yoğun bir şekilde yaparken bazı okullar ki benim savunduğum yol budur, yukarıda bahsettiğim tarzda yapmaktadır. Burada son olarak belirtmek istediğim şey, çocuğunuz eğer çift anadilli yetişmiyorsa, yabancı dil öğrenimi için çocuğunuzun öncelikli olarak anadilini rahatça konuşabilmesini beklemek birçok uzmanın tavsiye ettiği bir şeydir. 


Uzm. Psk. Melis Özmen