​Çocuğunuza Sınır Koyarken Tüm Bu Adımları Gerçekleştirdiğinizden Emin Olun

Çocuğunuza Sınır Koyarken Tüm Bu Adımları Gerçekleştirdiğinizden Emin Olun

Sınır koymanın 3 temel adımı vardır. Birincisi çocuğun duygusunu ve o anki ihtiyacını anlayıp ona yansıtmak. Yani bunu ona direk söylemek. “Televizyonu kapattığım için bana sinirlendin, sen aslında televizyon izlemeye devam etmek istiyordun.” gibi söylenebilir. Yalnızca birinci adım sayesinde bile, çocuğunuz anlaşıldığını hissedecek. Bu hem onu rahatlatacak hem de sonraki söyleyecekleriniz daha çok ilgisini çekecektir. Belki onun henüz ne olduğunu anlamadığı duyguları, siz onun yerine adlandırmış olacaksınız. Bu sayede hem duygularını söze dökmeyi öğrenecek hem de hissettiği duygunun anormal bir şey olmadığını tam tersi kabul edilebilir bir şey olduğunu anlayacak. 

Altın kural çocukların olumlu ya da olumsuz tüm duygularını kabul ediyoruz. Bizim sınır koymak istediğimiz şey çocuğun davranışı. O halde ikinci adım olarak, kabul edemeyeceğimiz bir davranış varsa bunu yapamayacağını net bir şekilde söylüyoruz. “Bana kızdığın için vurdun. Ama bana vuramazsın. Çünkü ben canımın acımasını istemiyorum.” Bir başka örnek, “Bu yolda elimi tutmadan yürüyemezsin. Çünkü arabalar çarpabilir. Ben senin canının acımasını istemiyorum. Bir yetişkin olarak (annen/baban olarak) seni korumam lazım.”

Burada sınırı koyduk bitti gibi gözüküyor halbuki asıl iş bu noktadan sonra başlıyor. Genelde de herkes bu noktadan sonrasını atlıyor. Siz de fark etmişsinizdir ki, özellikle küçük yaş çocuklara me-ma olumsuz ekleri ile söylenen kelimeler genelde işlevsiz kalır. Yapma, gitme, atma vb. sanki kelimenin sonundaki olumsuzluk ekini duymuyormuş gibi, yapma yerine yap demişsiniz gibi davranmaya devam ederler çoğu zaman. Bu nedenle sınır cümlenizi söylediğiniz an hemen arkasından ona alternatif bir çözüm sunmalısınız. Bu kısımda biraz yaratıcılığınızı kullanmanız gerekebilir. Bu alternatif çözümler bazen onun istediği şeye benzeyen ama aynı zamanda zararsız olan versiyonu olabilir. Bazen de çocuğunuzun yapmak istediği şeyi oyun sayesinde zararsız bir hale dönüştürmek olabilir. 

Örneğin sert bir şey attığında onu atamayacağını ama bir şey atmak istiyorsa, topunu ya da yumuşak bir şeyi atabileceğini söyleyebilirsiniz hatta birlikte oynamayı da teklif edebilirsiniz. Topunu bulunduğu odada her yere atması mümkün değilse gene etrafa zararsız olacak bir yer şeçip bunu da belirtin. Başta verdiğim örneklere dönecek olursak şöyle denebilir; “ Televizyonu kapattığım için bana kızdın çünkü sen daha izlemek istiyordun. Kızdığın zaman bana vuramazsın ama istersen hacıyatmazına vurabilirsin.” (Özellikle vurma davranışını sıkça gösteren çocuklar için hacıyatmaz oyuncağını tavsiye ederim)

Diğer örnekte ise alternatif çözüm olarak şunu sunabilirsiniz; genelde çocuklar el ele tutuşup kollarını sallayarak yürümeyi severler, siz de yürüyüşünüzü daha eğlenceli hale dönüştürecek bu tarz bir çözüm sunabilirsiniz. Bazen de alternatif çözüm, çocuğunuza seçenek sunmak olabilir. Örneğin kalabalık bir ortamda yürüyorsunuz ve çocuğunuz kesinlikle elinizi tutmuyor. Bu noktada bu şekilde orada kalamayacağınızı, elinizi tutmazsa eve dönmeniz gerekeceğini söyleyebilirsiniz. Bunu yaparken ses tonunuz ve tutumunuz çok önemli. Eğer öfkeli ve azarlar bir şekilde konuşursanız, büyük ihtimalle işe yaramayacaktır. Hatta bu çocuğunuzun daha çok tepkisel davranmasına sebep olabilir. Seçenek sunarken çocuğunuz bunu bir tehdit gibi de hissetmemelidir. Ya da sunduğunuz şeçenek onun için ceza gibi de olmamalıdır. Gerçekten o anda çocuğunuzun da bir seçim hakkı olduğunu hatırlayın ve bunu ona hissettirin. 

Temel kuralımız hala geçerli, bu örnekte de siz onu korumak adına bir sınır koyuyorsunuz ama bu sınırın içinde gene seçenek sunarak onu özgür bırakıyorsunuz.

Bu adımlar sayesinde aslında birçok konu, kriz haline dönüşmeden çözülecektir. Krize dönüşmüş konularda ise eğer çocuğunuz o an çok öfkeliyse, ağlıyorsa, sizi dinleyebilecek gibi gözükmüyorsa, bu adımlara geçmeden önce onun sakinleşmesini bekleyin. Bunun için çocuğunuzu sizden uzak bir yere yollamayın, onun yanında olun. Hatta o da istiyorsa, ona sarılın ya da kucağınıza alın. Bu noktada öncelikle yalnızca duygu yansıtmasını yapmanız yeterli. Ve çocuğunuza onun yanında olduğunuzu hissettirin. “Sen şuan çok öfkelendin ama ben senin yanındayım. Sen sakinleşene kadar burada seni bekliyorum.” diyebilirsiniz. Ve sonrasında gene gerekirse konuyla ilgili alternatif çözümler sunabilirsiniz.

Uzm. Psk. Melis Özmen